‘Kazıklı Voyvoda’ Lakaplı III. Vlad Kimdir?

Kont Drakula hikayesini hepimiz biliriz. Ölümsüz, kana doymaz bir vampirdir ve bütün vampir mitlerini başlatan karakterdir. Bram Stoker’ın yarattığı bu karakterin ilham alındığı gerçek tarihi kişi ise III. Vlad’dır. III. Vlad kim mi? Eminiz okuyucularımız onu Kazıklı Voyvoda olarak tanıyorlardır. Hakkında bilmedikleri bir gerçek ise onun zamanında Osmanlı’nın en büyük padişahlarından olan Fatih Sultan Mehmet ile birlikte eğitim almış olduğudur.

III. Vlad aslında klasik bir hikayeye sahip olabilirdi çünkü hayatı tüm Doğu Avrupa soyluları gibi başlamıştı. Ancak Osmanlı’ya esir düşmesi, orada eğitim alması, Osmanlı ordusu için çalışması ve sonrasında isyan etmesi ile birlikte hayatı epey ilginç bir hale geldi. Bu karmaşık ve güçle dolu hayatı gerçek bir zalim olarak sonlanmıştır. Gelin III. Vlad kimdir yakından bakalım ve tarihsel süreçteki rolünü tüm detaylarıyla görelim.

Osmanlı’da eğitim almış bir çocuk: III. Vlad kimdir?

III. Vlad, tahminlere göre 1428 yılında bugün Romanya sınırları içerisinde bulunan Eflak bölgesinde, Eflak hükümdarı Vlad Dracul’un ikinci oğlu olarak dünyaya gelmiştir. O dönem bölgede yaşanan savaşı babasının kaybetmesi sonucu kardeşi ile birlikte Osmanlı’ya esir düşmüştür ve babası daha sonra öldürülmüştür. Kendisi önce Edirne’ye, daha sonra da Kütahya ve Tokat gibi farklı vilayetlere gönderilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun politikaları gereği Vlad bir esir olmasına rağmen henüz bir çocuk olduğu için iyi bir muamele görmüştür. Osmanlı topraklarında kaldığı süre boyunca Kuran-ı Kerim, mantık, matematik ve Türkçe dersleri almıştır. Birlikte aynı eğitimi aldığı kişiler arasında Mehmet adlı bir şehzade de vardır. Bu şehzade, daha sonra adını tarihe dünyanın en büyük liderlerinden biri olarak yazdıracak II. Mehmet yani Fatih Sultan Mehmet’tir.

Genç Vlad, III. Vlad adıyla Eflak voyvodası oluyor:

Osmanlı İmparatorluğu politikaları gereği bölgeyi iyi tanıyan ve iyi eğitim almış olan Vlad, II. Kosova Muharebesi sonrası bölgeye akınlar yapan birliklerle birlikte Doğu Avrupa’ya gitti. Bölgede yıllarca süren savaşlara katıldı. Boğdan kuşatmasında da önemli bir rol üstlenen Vlad, aldığı eğitimi iyi değerlendirmiş ve askeri dehası ile öne çıkmayı bilmiştir.

Vlad akıllı bir lider olarak elindeki askeri güçleri kontrol etmeyi biliyordu. Ancak Osmanlı’ya sadık biri değildi. Yine de elindeki gücü akıllıca kullandı ve Eflak’a bir sefer düzenledi. Sahip olduğu ordu gücü sayesinde kısa süre içinde Macaristan tarafından desteklenen Eflak Voyvodası II. Vladislav’ı öldürdü ve 22 Ağustos 1456 tarihinde III. Vlad adıyla Eflak voyvodası oldu.

III. Vlad, Kazıklı Voyvoda’ya dönüşüyor:

Doğuştan mı böyle biriydi yoksa Eflak voyvodası olduktan sonra güç zehirlenmesi mi yaşadı bilinmez ama bizim Vlad, kısa süre içinde eli kanlı bir zalime dönüştü. Bölgede çıkan en ufak isyanı olabilecek en kanlı şekilde çözüyor ve daha da kötüsü, ibret olsun diye insanları kazığa oturtuyordu. Yetmezmiş gibi kazığa oturtularak öldürdüğü insanları tekerlekli arabalarla gezdirerek tüm bölgeye sergiliyordu.

Böyle kanlı bir zalime dönüştüğü için de dedikodular birbirini izledi. Söylenene göre III. Vlad, kazığa geçirilerek öldürülen kişilerin kanlarını fıçılara doldurtuyor ve daha sonra keyifle bu kanı içiyordu. Kendisinin vampir olduğu söylentileri de bu dönem çıkmıştı. Daha sonra yapacakları ise bu söylentileri iyice güçlendirmiştir.

III. Vlad Osmanlı’ya isyan ediyor:

Zaten hiçbir zaman Osmanlı’ya tam olarak bağlı olmayan III. Vlad, 1459 yılından sonra vergi ödememeye başladı. Bu da yetmezmiş gibi gençlerin Yeniçeri Ocağı’na alınmasına karşı çıktı. O sırada Trabzon seferinde olan Fatih Sultan Mehmet bir süre birlikte eğitim aldığı bu arkadaşına müsemma gösterse de III. Vlad’ın diğer prenslerle ittifak kurduğunu öğrenince hemen müdahale edilmesine karar verdi.

Veli Mahmud Paşa liderliğindeki 25 kadırga, 150 gemi ve 150 bin askerden oluşan birlik Tuna Nehri’ni geçerek Eflak’a vardı. III. Vlad tarafından tutulan kayıtlara göre yapılan savaşta 23.884 Türk ve Bulgar öldürülmüş, 20 binden fazla Osmanlı esiri de kazığa geçirilerek öldürülmüştür.

Fatih Sultan Mehmet Eflak’a giriyor:

Öncü birliklerin başarısız olması nedeniyle Fatih Sultan Mehmet komutayı eline aldı ve Eflak’a kendi liderliğinde bir sefer düzenledi. Yolculuk epey zorlu geçmiş ve bazen içecek bir damla su bulunamamıştır. Eflak’a varıldığında görülen manzara ise daha korkunçtur. Veli Mahmud Paşa’nın günlüğüne yazdığına göre 5 kilometrelik bir alan boyunca kazığa oturtularak öldürülmüş sayısız ceset gören askerler kusmuş ve aklını kaçırma noktasına gelmiştir.

Fatih’in 150 bin kişilik ordusuna karşı III. Vlad’ın 15 bin kişilik ordusu arasında kıran kırana bir mücadele yaşanmıştır. Hatta bu sırada Fatih’e bir suikast girişiminde bile bulunulmuştur. Osmanlı 15 bin, Vlad 5 bin asker kaybettik sonra sonunda Vlad kaçmıştır. Eflak voyvodası olarak III. Vlad’ın kardeşi Radu tahta geçmiş ve istenilen tüm şartları kabul etmiştir.

Kazıklı Voyvoda III. Vlad’ın sonu:

1462 yılında Fatih komutasındaki Osmanlı ordusuna yenilen III. Vlad, Macaristan beyliklerinden biri olan Erdel’e kaçmış ancak Osmanlı ile arasını bozmak istemeyen Macarlar onu geri göndermişlerdir. Boğdan Prensliği ile ittifak kuran Vlad, 1474 yılında yeniden Eflak’ı ele geçirmeye çalışıp kendini voyvoda ilan etse de artık güçsüz olduğu için kısa sürede Osmanlı ordusu tarafından öldürülmüştür.

Hakkında sayısız dedikodu çıkan bu zalim adamın öldüğüne inanmadığı için başı kesilmiş ve İstanbul’a, Fatih Sultan Mehmet’e gönderilmiştir. Başsız bedeni 1461 yılında yapılan Comana Manastırı’na gömülmüştür. Almanya, Macaristan ve Rusya’da bir vampir olarak anılmasına ve yaptığı zalimlikler gün gibi ortada olmasına rağmen bugün bile Rumen halkı tarafından bir kahraman olarak görülmektedir. III. Vlad’ın hikayesi, Bram Stoker tarafından 1897 yılında kaleme alınan Drakula romanına ilham olmuştur.

Osmanlı’ya isyan eden, düşmanlarını acımasız yöntemlerle öldüren ve Drakula romanına ilham olan Kazıklı Voyvoda lakaplı III. Vlad kimdir sorusunu yanıtlayarak bu sıra dışı karakterin tarih sahnesindeki rolünden bahsettik. İçimizden çıkan bir hikaye olmasına rağmen vampir kültü hakkında yeterince Türkçe eser verilmemesi gerçekten şaşırtıcı. Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Yorum yapın